Pürrealist
Ben mesela, aya ayak basan ilk insan olmayabilirim belki, ama aya gönül koyan ilk kişi olarak tarihe geçebilirim. Kimse de beni ciddeye almaz almasına, ama ben gizliden fillerle konuşur anlaşırım. Salyangozlara yol tarif eder, cırcır böceğiyle rakı içerim. Maymunla oturur insana söver, leylekle başka bir diyarın hayalini kurarım. "Böyle olsun istemezdim" derim, kediden doğma kızıma, "Böyle olsam istemezdim.."
Kendimi, kendimin içini gösteririm hem tilkiye, hem de kurda. Yıldızları çitleyip, kabuklarını cebime doldururum. Ayaklarımı batırdığım suda, hemhal olurum bir balinayla. Yılanın başını okşar, masumiyetten dem vururum. Güneşi kül tablasında söndürüp, yatağıma taşırım kendimin oturduğu yerde uyumuşluğunu. Gizliden bir yarasayla konuşurum.
Parmağımdan sarmaşıklar yeşertirim o yatakta. Sararım kendimi, sarılırım. Bir ben, bir de o'ymuşçasına; bir bana, bir de o'na. Okşarım saçını, içimde olan, dolan, dolanan artık ne varsa; bıraktığım anda bir daha bulamayacakmışçasına. Dünyada hiç kötülük yokmuş, olmamış, olsa da bizi bulamazmışçasına sarılırım. Sevgiyi düştüğü yerden kaldırıp, öpüp alnıma götürüp, bir duvarın üstünde kuşlara yolluk niyetine bırakırcasına...
Hiç yalan duymamış, söylememiş; kanmamış, kandırmamış; yanmamış, yakmamış gibi sarılırım. Upuzun yollar yürümüş, ayakkabısı ayağına vurmuş, daha demincek evini bulmuş, ait olmuş, rahata ermiş gibi sarılırım. Yeni doğmuş, yeniden olmuş, bundan da daha güzeli hiç bir yerde yokmuşçasına sarılırım.
Yeşertirim gözümün gördüğü ne varsa, sonra da kendimi bir ağaca asarım.
Tutunduğumda meyve, düştüğümde tohum olurum; düne, bugüne, yarına...
Yorumlar
Yorum Gönder